Bizim Ele Kar Yağıyor Gardaşım: 21 Şubat’ın Dinmeyen Sancısı
GÜNDEMPTT Ankaraspor karşılaşmasına giderken Kırıkkale yakınlarında bir tankerle çarpışması sonucu yaşanan elim kazanın 28. yıldönümündeyiz.
21 Şubat 1997 tarihinde 24 Erzincanspor kafilesini taşıyan otobüsün, PTT Ankaraspor karşılaşmasına giderken Kırıkkale yakınlarında bir tankerle çarpışması sonucu yaşanan elim kazanın 28. yıldönümündeyiz. hafızamızda derin izler bırakan o acı günü bir kez daha hüzünle anıyor, Kazada hayatını kaybeden takım kaptanı Vedat Çimen, futbolcu Cumhur Alan ve Erzincanspor yöneticisi Cengiz Özker'i saygıyla anıyoruz.
Kaza yıldönümü dolayısıyla bir yazılı açıklama yayımlayan 24 Erzincanspor Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yavuz Güneş, mesajında şu ifadelere yer verdi:
Bazı tarihler vardır; takvimin üzerinde bir sayı değil, bir şehrin göğsünde hiç kapanmayan bir yaradır. 21 Şubat 1997... Erzincanspor’un o sabah otobüsün camına düşen buğuya hayallerini çizerek yola çıktığı, ama zamanın buz tuttuğu o talihsiz gün. Ankara PTT Spor deplasmanına varmak için gidilen o yolda Erzincanspor Kafilesini taşıyan otobüs adeta koca bir şehrin kalbine devrildi. O gün sadece bir takım kaza yapmadı; Erzincan’ın umutları, yarınları ve neşesi o şubat soğuğu altında kaldıaYalnızca bir otobüs yan yatmadı; binlerce yüreğin üzerine koca bir dağ yıkıldı.
Erzincan o gün büyük bir acıyla irkildi. Kar yağıyordu. Kazada hayatını kaybeden futbolcular Vedat Çimen ve Cumhur Alan; Erzincanspor yöneticisi Cengiz Özker’in acı haberleri şehirde hızla yayıldı. İnsanlar derin bir üzüntü yaşadı. Evlerde sessizlik hâkimdi, kahvehanelerde konuşmalar kesildi. Birçok ailenin umudu yarım kaldı. Genç yaşta hayatını kaybedenlerin ardından şehir, ağır bir yasın içine girdi.
Cenaze töreninde, karın altında titreyen kalabalığın ortasında, dönemin kulüp başkanı Talip Kaban’ın sesi yankılandı. Vedat Çimen için edilen vedada, göğe bakıp yürekleri dağlayan o cümleyi söyledi: “o ellerin köyünde çiçekler açarken bizim ele kar yağıyor gardaşım!” O söz, sadece bir feryat değil; bir şehrin kaderine düşülen nottu. Kar, o gün Erzincan’ın alnına yazılmış bir matem gibi yağdı.
Kazadan sonra kulüp binasının duvarları bile yas tutuyordu sanki. Yönetim hem evlatlarını toprağa vermenin acısıyla hem de ayakta kalma sorumluluğuyla sınandı. Travma sadece sahada değil, kalplerdeydi. Ama Erzincan insanı bilir ki, yıkıntının içinden filiz vermek mümkündür. Küllerin arasından doğan umut, yeniden yapılanmanın ilk harcı oldu. İsimler değişti, kadrolar yenilendi; fakat armanın anlamı hiç değişmedi. O arma, artık sadece bir spor kulübünün değil, bir direnişin simgesiydi.
Yıllar geçti. Erzincanspor nice badireler atlattı; ekonomik zorluklar, sportif iniş çıkışlar, umutla hayal kırıklığı arasında gidip gelen sezonlar… Ama her seferinde ayağa kalkmayı bildi. Çünkü bu şehir, düşmeyi değil, doğrulmayı öğretir evlatlarına.
Bugün Erzincanspor’un en büyük ihtiyacı, o gün kar altında kenetlenen yüreklerin yeniden aynı sıcaklıkta çarpmasıdır. Birlik ve beraberlik ruhu, tribünlerden sahaya, sokaklardan yönetime kadar her yere sirayet etmelidir. Taraftarın sesi, futbolcunun adımına güç; yöneticinin kararına cesaret olmalıdır. Çünkü bir takım sadece on bir kişiyle değil, arkasındaki şehirle kazanır.
Unutmayalım: O kara günün acısı bizi ayırmak için değil, birbirimize daha sıkı sarılmamız için düştü payımıza. Kar elbet erir; yeter ki biz, yüreğimizdeki ateşi diri tutalım. O ateşle Erzincanspor, daha güzel yarınlara yine yürür.
İlginizi Çekebilir